Monthly Archives: Eylül 2015

1 Kasım 2015 Seçimlerinde HDP ile Çokyönlü Dayanışma


Diktatörlüğe, Savaşa ve Sömürü’ye Karşı
Demokrasi, Barış ve Sosyal Adalet İçin

1 Kasım 2015 Seçimlerinde HDP ile Çokyönlü Dayanışma

Türkiye, 7 Haziran seçimlerinden çok kısa bir süre sonra tekrar seçime gidiyor.
Saray/AKP, 1 Kasım 2015 Pazar günü gerçekleşecek olan bu erken seçim ile Haziran’da yaşadığı yenilginin rövanşını alma hesapları yapıyor.

Saray/AKP, Kasım seçimlerinde ne yapıp edip Erdoğan’a başkanlık yolunu açacak, AKP’yi oyunu arttırarak tek başına iktidara taşıyacak bir sonuç alabilmeyi umuyor. Böylece “yeni bir Türkiye” inşa etme sürecine güçlü biçimde devam edebilme olanaklarını korumak istiyor.

Oysa ki Saray/AKP’nin inşa etmeye çalıştığı yeni Türkiye, bütün bir ülke için açık hapishane, büyük bir kan gölü ve sömürü cehennemi anlamına gelmektedir.

Saray/AKP’nin yeni Türkiyesi diktatörlük, savaş ve sömürü demektir.

1 Kasım 2015 Pazar günü sandık başına bir kez daha aslında “nasıl bir Türkiye istiyoruz/istemiyoruz” sorusuna yanıt vermek üzere gideceğiz.

1 Kasım seçimlerinde bir kez daha Türkiye’nin geleceğini oylayacağız!

Türkiye 2 Kasım sabahına ya Saray/AKP’nin baskı, savaş ve sömürü politikalarına teslim olarak, ya da demokrasi, barış ve sosyal adalet mücadelesini geliştirme olanaklarını arttırarak uyanacak.

Bu yüzden Haziran seçimlerinde olduğu gibi 1 Kasım seçimlerine de yine Saray/AKP’nin geriletilmesi/durdurulması, 13 yıllık iktidarlarına son verebilmek, yürütülen direniş ve değişim mücadelesini güçlendirmek, geliştirmek için gideceğiz.

Bu seçimlerde de Saray/AKP’nin geriletilmesi, durdurulması temel hedef olmalıdır.

Bu yüzden Saray/AKP’nin diktatörlük, savaş ve sömürü politikalarının karşısına, her yerde (sokakta) demokrasi, barış ve sosyal adalet taleplerimiz ile çıkarken, 1 Kasım seçimlerini Saray/AKP’nin geriletilmesi/durdurulması mücadelesinin bir parçası olarak görerek hareket edeceğiz, HDP ile çokyönlü dayanışma içerisinde olacağız.

Bu açıdan Siyaset Meclisi:

  • 1 Kasım seçimlerinde safını Saray/AKP’nin demokrasi, barış ve sosyal adalet temelinde geriletilmesi mücadelesi yürüteceklerin yanında belirlediğini, Saray/AKP’nin diktatörlük, savaş ve sömürü siyasetlerine karşı demokrasi, barış ve sosyal adalet taleplerinin yüksek sesle mümkün olan en geniş kesimler ile birlikte dillendirilmesini,
  • Saray/AKP’nin Haziran seçimlerinde aldığı oy oranının geriletilmesi ve tek başına iktidar olabileceği milletvekili sayısının altında kalmasının 1 Kasım seçimleri açısından önemli olduğunu,
  • Böylesi bir sonucun gerçekleşebilmesi açısından gerek toplamda gerekse de tek tek seçim bölgeleri ve iller düzeyinde somut tutumlar geliştirilmesinin gerekli olduğunu,
  • 1 Kasım seçimlerinde HDP’nin barajı geçmesinin Saray/AKP’nin sandıkta geriletilmesi/durdurulması açısından yine önemli olduğunu, bu yüzden 1 Kasım seçimlerinde HDP ile çok yönlü bir dayanışma geliştirilmesini, seçimlere kadar var olan sınırlı sürede HDP ile yürütülebilecek dayanışma faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinin, seçimlerde sandıkların korunması ve HDP’ye oy verilmesinin gerekli olduğunu,
  • Saray/AKP’nin geriletilmesi/durdurulabilmesi, iktidarına son verilebilmesi için mücadelenin büyütülmesini sandıkla sınırlı görülemeyeceğini, aynı amaca yönelik yürütülen/yürütülecek bütün benzer dayanışma çağrı ve önerilerinin desteklenmesini, bu çalışmalar ile buluşma olanaklarının geliştirilmesini, bu olanakların 2 Kasım sonrasına da aktarılabilmesine önem verdiğini bir kez daha ilan eder.

    Siyaset Meclisi (29 Eylül 2015)

HDP İle Dayanışma İçin Haydi Sandık Kurul Üyeliklerine!

Siyaset Meclisi, 12 Eylül 2015 tarihinde gerçekleştirdiği ilk toplantısının ardından yaptığı açıklamada “…Kendi elleriyle başlattıkları bu kanlı süreci bahane ederek ülkenin sınırlı demokratik yaşamını yasal ve fiili baskı ve terör politikaları ile tamamen ortadan kaldırma girişimlerine karşı mücadele edilmesi, fiili olarak kapatılmak istenen HDP ile dayanışma faaliyetlerinin çok yönlü olarak geliştirilmesini önemli gördüğünü, demokrasi, barış ve insanlık için mücadeleye güç vereceğini ilan eder.”

Buradan hareketle, Siyaset Meclisi, HDP ile çok yönlü dayanışma için öncelikli olarak bütün duyarlı yurttaşları bulundukları seçim bölgelerinde HDP’den resmi Sandık Kurulu görevlisi olmaya davet etmektedir.

Sandıklarda yapılabilecek olası hilelerin önüne geçmek, fiili olarak siyaset yapamaz hale getirilmek istenen bir parti ile dayanışmak için, ilk kez bu seçimlerde Sandık Kurulları’na üye verebilecek HDP’den Sandık Kurul görevlisi olalım!

Her Sandık Kurulu görevlisine 70 TL bir ödenek verileceği gibi, görev almak için parti üyesi olmak da gerekmemektedir.

Başvuru için son gün 27 Eylül 2015 mesai saati bitimidir.

Bu görevi alarak HDP ile dayanışmak isteyen 18 yaşını doldurmuş yurttaşlar, smsandikkurulu@gmail.com adresi yoluyla bize ulaşabilecekleri gibi, barajlariasdagel.org adresinden doğrudan HDP’yle de iletişime geçebilirler.

Unutmayın, son gün 27 Eylül 2015!

 


Şimdi sandıklarda görev almaya,
Şimdi HDP ile dayanışmaya!

Siyaset Meclisi

Siyaset Meclisi 1. Toplantı Sonuçları

12 Eylül 2015 Cumartesi tarihinde İstanbul/Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde biraraya gelen bir grup yurttaş, yürüttükleri tartışmaların ilk oturumunda,

      • Siyasal Toplumsal bir Direniş ve Değişim Arayışı için bir Siyaset Meclisi kurulmasına,
      • Siyaset Meclisi’nin her ayın ilk pazar günü düzenli olarak toplanmasına,
      • İki Siyaset Meclisi oturumu arasında çalışmaları koordine etmek üzere bir Koordinasyon Kurulu oluşturulmasına,
      • Çalışmaların derinleştirilmesi ve geliştirilmesi için Çalışma Gruplarının teşkil edilmesine
      • Ve bir sonuç bildirisinin yayınlanmasına karar verdi.

Tartışmaların ikinci oturumunda ise, ülkenin içine sürüklendiği kanlı sürece karşı nasıl bir barış siyaseti geliştirilebileceği üzerinde duruldu. Ve Koordinasyon Kurulu bu konudaki gerekli çalışmaları yürütmek üzere görevlendirildi.

Koordinasyon Kurulu ilk oturumunu 15 Eylül 2015 Salı günü gerçekleştirerek, “Sonuç Bildirisi” ve “Baskı, Savaş ve Barbarlığa Karşı Demokrasi, Barış ve İnsanlık Mücadelesi” başlıklı açıklamayı kamuoyu ile paylaşmaya karar verdi.

 

Baskı, Savaş ve Barbarlığa Karşı Demokrasi, Barış ve İnsanlık Mücadelesi

  1. Türkiye, 1 Kasım 2015 seçimine günlerdir devam eden kanlı bir savaş girdabının içerisinde hazırlanıyor. Ülkenin bir bölümünde çatışma, yakılıp yıkılan kentler, ölen asker, polis, gerilla, sivil yurttaş ve çocuk ölüm haberleri gelirken, diğer bölümünde ise bu savaşı bahane ederek Kürtlere, Kürtlere ait işyerlerine ve HDP binalarına yönelik (geçmiş yılları aratmayan, bugün de IŞİD çetelerinden ilham almışçasına) barbarca bir saldırı ve linç kampanyası yürütülüyor.
  2. Bu ağır tablonun esas sorumlusu, açık ki, 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarını demokratik bir siyasi sorumluluk ile kabul edemeyen Erdoğan ve AKP’dir. Erdoğan ve AKP, 7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidar olamamasının faturasını Kürt halkına, demokratik güçlere ve HDP’ye kesmeye çalışıyor.
    1 Kasım seçimlerinde, tertiplediği bu kanlı oyun ile hem Gezi ve Kobane’nin hem de 7 Haziran’ın rövanşını almak istiyor. Saray ve AKP Türkiye’nin sırtına kanlı bir gömlek giydirmeye çalışıyor.
  3. Bu kanlı sürecin sonuçları her geçen gün ağırlaşmakta, Türkiye büyük bir felakete sürüklenmektedir. Daha şimdiden yüzlerce insanın ölümüne, yaralanmasına yol açan bu kanlı sürecin en önemli ve tehlikeli sonucu halklar arasında tesis edilmeye çalışılan toplumsal barışın bir kez daha ciddi biçimde yara alması olacaktır.
    Halklar arasındaki düşmanlık tohumlarının bu kanlı süreç ile sulanmasının sonuçlarının, kapalı kapılar arkasında yürütülecek olası siyasal askeri müzakereler ile giderilemeyeceği açıktır. Esas tehlike, Türkiye’nin Ortadoğu’ya model olması beklenirken, Ortadoğu’nun Türkiye’ye model haline gelmesidir.
  4. Öte yandan bu kanlı süreç Türkiye’nin demokratik siyasal yaşamını da derinden etkilemektedir. Bir yandan Saray ve AKP her türden demokratik hak ve özgürlüğü kendisinin yol açtığı bir çatışma ortamını gerekçe göstererek kısıtlar, baskıcı faşist bir ortam oluşturup demokratik güçler ve Kürt halkına saldırırken, öte yandan siyasal faaliyetleri Anayasal güvence altında olan bir siyasi partiyi (özel olarak) HDP’yi devlet ve sivil faşist güçler eliyle sokakta siyaset yapamaz hale getirmeye çalışmaktadır.

Bu ise açık ki, Anayasa Mahkemesi eliyle kapatılamayan HDP’nin “fiili olarak kapatılmaya çalışılması” anlamına gelmektedir. Belli ki amaç 1 Kasım seçimlerinde HDP’nin geriletilmesidir. Böylesi bir “fiili kapatma” girişiminin Türkiye’nin demokratikleşme çabasına büyük bir darbe vurduğu açıktır.

İşte böylesi karanlık bir tabloda Siyaset Meclisi,

  • Safını ülkede eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesi yürütenlerin yanında belirlediğini,
  • Türkiye’deki siyasal toplumsal gelişmelerin Ortadoğu’yu, Ortadoğu’daki siyasal askeri gelişmelerin de Türkiye’yi doğrudan etkilediği/etkileyeceği koşullardan geçildiğini, emperyal merkezlerin ülkede yaşanan gelişmelere bölgenin yeniden şekillendirilmesi ihtiyacına bağlı olarak ihtiyatla yaklaştığını,
  • Türkiye’nin dört bir yanında yaşanan bu kanlı sürecin esas sorumlusunun başkanlık hayalleri kuran Saray ve buna çanak tutan AKP olduğunun, mevcut seçim hükümeti ve özelde içişleri bakanı ve MHP’nin akan kanda sorumlulukları bulunduğunun,
  • CHP’nin ülkede yaşanan bu kanlı süreç karşısında etkin ve çözüm odaklı bir muhalefet geliştir(e)mediğini, aksine demokrasi ve barış mücadelesinde ikircikli bir tutum takınmasının bedelinin ağır olduğunu,
  • Emek hareketinin demokratikleşme ve barış meselesinde yeterince inisiyatif almadığını,
  • Sol sosyalist güçlerin (HDP dışında olan kesimlerinin) bu süreçte, daha önceki dönemlerden farklı olarak güçleri oranında daha aktif bir sorumluluk üstlenmeye çalıştıklarını, tespit ettikten sonra:
    1. Savaşın önce masumiyeti öldürdüğünün farkındalığıyla bu kanlı süreçte hayatını kaybeden bütün yurttaşlarımız için derin bir üzüntü içinde olduğumuzu, katledilen çocuklarımızın acısını yüreğimizin en derininde hissettiğimizi, inançları, görüşleri ne olursa olsun üniformaların altında da insanlar olduğunu asla unutmadan, her türlü insanlık dışı saldırı, katliam ve linçe karşı insanlık ideallerini kararlılıkla savunmaya devam edeceğimizi,
    2. Bölgede ve Türkiye’de yaşanan Saray ve AKP eliyle sürdürülen bu kanlı sürece karşı demokratik, siyasal, barışçıl çözüm arayış ve mücadelelerinin geliştirilmesi, güçlendirilmesi ve desteklenmesi için olanakları çerçevesinde çok yönlü ve etkin biçimlerde inisiyatif almaya, her türlü barış talebi ve girişimine etkin biçimlerde katkı vermeye çalışacağını,
    3. Sorunların çözüm olanaklarının ancak demokratik, siyasal ve barışçıl bir ortamda artacağı gerçeğinden hareketle, bugün yaşanmakta olan savaşın bir an önce sona erdirilmesi için savaşan tarafların öncelikle “ateşkes” yapması gerektiğini, ardından demokratik, siyasal ve toplumsal bir barış inşası için (kapalı kapılar ardında değil) açık, şeffaf bir sürecin ülkenin bütün demokratik güçlerinin katılımıyla işletilmeye başlanması gerekliliğini,
    4. Toplumsal barış mücadelesinin artık günümüz gerçekliğinde, toplumsal adaletin sağlanması, işçi ve kadın cinayetlerinin durdurulması, kent ve doğa yağmasının son bulması talebi ve mücadelesinden bağımsız yürütülemeyeceğini,
    5. Kendi elleriyle başlattıkları bu kanlı süreci bahane ederek ülkenin sınırlı demokratik yaşamını yasal ve fiili baskı ve terör politikaları ile tamamen ortadan kaldırma girişimlerine karşı mücadele edilmesi, fiili olarak kapatılmak istenen HDP ile dayanışma faaliyetlerinin çok yönlü olarak geliştirilmesini önemli gördüğünü, demokrasi, barış ve insanlık için mücadeleye güç vereceğini ilan eder.

irtibat: siyasetmeclisi@gmail.com
facebook: siyasetmeclisi
twitter: @siyasetmeclisi

Siyasal Toplumsal Bir Direniş ve Değişim Arayışı İçin Siyaset Meclisi Kuruluş Çağrısı


Siyasal Toplumsal Bir Direniş ve Değişim Arayışı İçin
Siyaset Meclisi Kuruluş Çağrısı

Bugün Türkiye bir dizi köklü sorunla karşı karşıya.

Her geçen gün içinden çıkılmaz hale gelen bu sorunların, (sorumluları da olan) sermaye yanlısı, milliyetçi, mezhepçi siyasal iktidarlar eliyle çözülebilmesinin belli ki olanağı yok.

Bu devasa sorunlar ancak emekten, özgürlükten ve barıştan yana güçlerin siyasal toplumsal iktidarı eliyle çözülebilir.

Ancak sermaye ve siyasal iktidarın doğaya ve insana yönelik her türden saldırısına karşı büyük bir özveri ile mücadele eden sol ve toplumsal güçler, bugün toplumun büyük bir bölümü tarafından ne yazık ki etkin bir çözüm muhatabı olarak görülmüyor.

Bu yüzden bugün “fikri ve örgütsel bir yenilenme ihtiyacı” her zamankinden daha yakıcı olarak önümüzde duruyor.

Çok yönlü bir mücadele içerisinde gerçekleşecek böylesi bir yenilenme gerçekleşmediği sürece solun etkili ve dönüştürücü bir toplumsal güç haline gelebilmesi neredeyse imkansız.

Bu yüzden bugün ülkenin sorunlarına muhalefet etmekten öteye, bu sorunların çözümlerinin ve çözüm yollarının geliştirilmesine soldan talip olacak çoğulcu, demokratik işleyişe sahip, birey hukukuna dayalı bir siyasi iradenin açığa çıkartılması önemli.

Siyasal bir mücadelenin tayin ediciliğinde sürdürülecek, solun yenilenmesine de katkıda bulunacak örgütlü bir “fikri ve örgütsel biriktirme süreci” bu yüzden gerekli görünüyor.

Bir yanıyla Gezi direnişinin diğer yanıyla 7 Haziran seçimlerinde HDP’nin elde ettiği sonuçların ortaya çıkarttığı yeni mücadele ve örgütlenme olanaklarının üzerinden atlamadan, Türkiye ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri gören bir yerden bir bütün olarak solun ve toplumsal muhalefetin yeniden inşa edilmesine katkıda bulunmak için harekete geçiyoruz.

İşte bugün var olan olumsuzluklardan şikayet etmek yerine değiştirmek için harekete geçmek isteyen bizler “siyasal toplumsal bir direniş ve değişim siyaseti” inşa arayışı için yola koyuluyoruz.

Çalışmalarını her ay düzenli oturumlar ile yürütecek, kendi çalışma usul ve programını katılımcılar ile birlikte oluşturacak Siyaset Meclisi çalışmasına başlıyor ve böylesi bir ihtiyacı dile getiren ve çalışmalara katılmak isteyen herkesi Siyaset Meclislerinde fikri ve örgütsel bir biriktirme için katkı vermeye davet ediyoruz. Bırakalım güneş içeriye girsin!

irtibat: siyasetmeclisi@gmail.com
facebook: siyasetmeclisi
twitter: @siyasetmeclisi

Invitation for Establishing the Political Assembly for the Pursuit of Political and Social Struggle and Change

Today, Turkey is facing with several fundamental problems.

It is obvious that capitalist, nationalist and sectarian political governments (which are also the reasons of those problems) can’t solve those problems, which are getting insolvable each day.
Only political governments that in favor of labor, freedom and peace, can solve those gigantic problems.

Social forces are fighting against every attack that capital and political government making towards nature and people, with a great devotion. However, they are not considered as an effective solution respondent by most of the people.
Therefore, we face with the need of “an ideological and organisational innovation” more poignantly than ever.
It is almost impossible for “the left” to become an effective and converting social power unless it creates such an innovation with a multi-dimensional struggle.

Hence, it is vital that a political willpower, which not only opposes to the country’s problems but also desires to create some solutions for these problems from the left side, which has a democratic operation and which based upon individual law, to be brought into action.

That is why “an ideological and organisational gathering process”, which is going to be conducted by a political struggle and which will also contribute to the regeneration of “the left”, is needed .

We swing into action for contributing to rebuild the left and the social opposition powers as a whole, from a viewpoint paying attention to the current events in Turkey and in the Middle East. While doing this contribution, we keep in mind the new struggling and organisational opportunities occured as a result of both the “Gezi Struggle” and HDP’s results in the elections made on the 7th June.

Today we are setting out for rebuilding “a social, political struggle and change” with a desire to change instead of complaining about the current negativity around us.

“Political Assembly”, which is going to carry on its work with monthly periodical meetings and which is going to determine its own work schedule and method with the participants, is starting to work.

We invite everyone who feels the same needs and wants to participate in the activities to contribute to create an ideological and organisational gathering process in the Political Assembly.

Let the sunshine in!

Siyaset Meclisi için ÇAĞRI

Çağrı Metni’ni indirmek için tıklayınız.
Çağrı Metni’ni imzalamak için tıklayınız.

Bugün Türkiye bir dizi köklü sorunla karşı karşıya.

Her geçen gün içinden çıkılmaz hale gelen bu sorunların, (sorumluları da olan) sermaye yanlısı, milliyetçi, mezhepçi siyasal iktidarlar eliyle çözülebilmesinin belli ki olanağı yok.

Bu devasa sorunların ancak emekten, özgürlükten ve barıştan yana güçlerin siyasal toplumsal iktidarı eliyle çözülebileceği ortada.

Ancak sermaye ve siyasal iktidarın doğaya ve insana yönelik her türden saldırısına karşı büyük bir özveri ile mücadele eden sol ve toplumsal güçler, bugün toplumun büyük bir bölümü tarafından ne yazık ki etkin bir çözüm muhatabı olarak görülmüyor.

Ülkenin devasa sorunlarına kurucu çözümler geliştirmeye çalışmaktan daha çok, muhalefet etme sınırlarını aşamayan bu mücadele çizgisi ve örgütlenme biçiminin geniş toplumsal kesimlere güven vermediğini söylemek mümkün. Sol daha çok kendinden daha büyük güçlerin yedeği görünümünde.

Bugün için var olan yapıların da böylesi bir sorunu tersine çevirebildiklerini söylemek mümkün değil. Mevcut yapıların bu konuda belirli bir hazırlık ve birikim içerisinde olmaktan daha çok, kendi varlıklarını koruma, günlük koşuşturma veya günü kurtarma eğilimleri içerisinde oldukları görülüyor.

Açık ki, bu bir kriz haline işaret ediyor.

Kuşkusuz solun ve toplumsal muhalefetin dünyada, bölgede ve Türkiye’de çok önemli gelişmeler yaşanırken etkili bir siyaset geliştiremiyor olmasının bir dizi haklı sayılabilecek nesnel (12 Eylül yenilgisi, SSCB’nin dağılması, devletin baskı politikaları, ülkede devam eden savaş hali vb.) gerekçesinden söz edilebilir.

Ancak solun ve toplumsal muhalefetin etkisizliğinin temel nedeni bir bütün olarak, tarihsel ve siyasal bir döneminin daha 2000’li yılların başında sona ermiş olması ve kendisini gelişen sürece uygun olarak (Gezi direnişinin ortaya çıkarttığı bütün olanaklara rağmen) yenileyememiş olmasıdır.

Bu yüzden, bugün var olan “yapıların” her birini de (kendi öncülük ve önderlik iddialarının aksine) bugünün yaşanan sorunlarına, eski/eskimiş ideolojik teorik/politik bagajları, alışkanlık, bilgi ve deneyimleri ışığında yanıtlar geliştirmeye çalışan “arayışlar” olarak nitelemek nesnel olarak yanlış olmayacaktır.

Kendini yenilenme ihtiyacının dışında tutarak var olan yapıları, bireyleri, çevreleri kendi etrafında yan yana getirmeye çalışmanın da geçici kısmi etkileri olsa bile uzun vadede bir işe yaramayacağını söylemek kehanet olmayacaktır.

Öte yandan, aşağıda sürdürülen toplumsal mücadelelerin de kendi içinde kimi handikaplar barındırdığı açık. Zaman zaman inişler çıkışlar gösteren kent ve ekoloji mücadeleleri, toplumsal cinsiyet ve kimlik mücadeleleri, bütünlüklü bir sistem eleştirisini siyasallaştıramamakla malul olabilmektedir. Bu kısıtları aşmanın biricik yolu, mücadeleyle yoğrulanların hareketin kendi ihtiyaçları doğrultusunda siyasal arayışlara kapı aralamasıdır.

O yüzden bugün “fikri ve örgütsel bir yenilenme ihtiyacı” her zamankinden daha yakıcı olarak önümüzde duruyor.

Çok yönlü bir mücadele içerisinde gerçekleşecek böylesi bir yenilenme gerçekleşmediği sürece solun etkili ve dönüştürücü bir toplumsal güç haline gelebilmesi neredeyse imkansız.

Bu yüzden bugün ülkenin sorunlarına muhalefet etmekten öteye, bu sorunların çözümlerinin ve çözüm yollarının geliştirilmesine soldan talip olacak bir siyasi iradenin açığa çıkartılması önemli.

Siyasal bir mücadelenin tayin ediciliğinde sürdürülecek, solun yenilenmesine de katkıda bulunacak örgütlü bir “fikri ve örgütsel biriktirme süreci” gerekli görünüyor.

Bir yanıyla Gezi direnişinin diğer yanıyla 7 Haziran seçimlerinde HDP’nin elde ettiği sonuçların ortaya çıkarttığı yeni mücadele ve örgütlenme olanaklarının üzerinden atlayarak kaldığımız yerlerde, durduğumuz yerlerde sürekli dönüp durmak değil, aksine bir bütün olarak solun ve toplumsal muhalefetin yeniden inşa edilmesine katkıda bulunmak için cesaretle harekete geçmektir.

İşte bugün böylesi bir ihtiyacı hisseden (ve artık var olan durumdan şikayet etmek yerine değiştirmek için harekete geçmek isteyen) bizler “siyasal toplumsal bir direniş ve değişim siyaseti” inşa arayışı için adım atmak, böylesi bir ihtiyacı dile getiren herkesle birlikte var olan politik aidiyetleri önemsemeden, birey hukukuna dayalı, çoğulcu, “siyaset meclisleri”nde birlikte yenilenmek istiyoruz.

Bırakalım güneş içeriye girsin!

***

Çalışmalarını her ay düzenli toplantılar ile yürütecek, kendi çalışma usul ve programını katılımcılar ile birlikte oluşturacak siyaset meclislerinde gerekli hazırlık ve çalışmalar yürütmek ve sonuçlar çıkartmak, fikri bir yenilenmeye katkı sunmak üzere yeniden düşünmemiz gereken kimi konu başlıkları ise şöyle ifade edilebilir:

      1. Soğuk Savaş sonrası dünya siyasi, ekonomik ve toplumsal haritasının önemli ölçüde değiştiği koşullarda yaşanan gelişmeleri anlama çabası, dünyayı değiştirme çabasının ayrılmaz parçası, hatta önceli haline gelmiş olmasının sonuçlarını değerlendirmek.
        Yeryüzünde adeta tek başına kalan kapitalizmin “kendi suretinden” bir dünya yaratma çabasına karşı çeşitli düzeylerde yürütülecek mücadelelerin (geçmişin savunulması temelinde değil) ideolojik, teorik, politik ve toplumsal düzeylerde çok yönlü devrimci bir yenilenmenin ışığında ele alınması.
      2. Küresel ölçekli bir saldırı dalgasına ancak küresel ölçekli bir direniş mücadelesi ile yanıt verilebileceği ancak her bir yerel iktidar ve saldırıya karşı mücadele geliştirmeden de küresel ölçekli bir mücadelenin zemininin boş kalacağının altının kalın çizgilerle bir kez daha çizilmesi. Emperyalizm olgusunun geçmiş dönem analizleri ile sınırlı olmayacak biçimde yeni gelişmeler ışığında değerlendirilmesi.
      3. Devlet ve rejim sorununun siyasal bir mücadelenin en temel tartışma/belirlenim alanlarının başında geldiği gerçeğinden hareketle, soğuk savaş dönemine özgü devlet tip ve biçimlerinin (ve rejimlerinin) bugünün dünyasında yeniden şekillenişinin değerlendirilmesi…
      4. Buna bağlı olarak dünyadaki emperyal güçlerin stratejik yönelimlerine, bölgedeki tercihlerine de bağlı olarak Türkiye’de de uzun zamandan beri yaşanan “yeni rejim”in niteliğinin ele alınması.
        Ülkenin yeraltı ve yerüstü kaynakları, doğası, kentleri, insanları (daha önceki bütün sağcı iktidarlar döneminde olduğu gibi bir kez daha) Türkiye kapitalizminin gelişim seyrine bağlı olarak neo-liberal iktisadi politikaların biçimlendirmesi neticesinde büyük bir açgözlülükle yağmalanmasının çok yönlü olarak analiz edilmesi…
      5. Bu yeni rejimin, toplumun bütün eşitlikçi, özgürlükçü ve barış yanlısı güçlerini baskı ve zorbalık yasaları ile sindirmek, yok etmek isterken, toplumu dini ve etnik temelde yeniden saflaştırmaya, toplumun belirli bir kesimini diğerleri üzerinde açık egemen kılmaya çalışmasının, siyasal iktidarın İslami temelli “yeni bir toplum” inşa etmeye çalışmasının Türkiye’de yürütülecek mücadelelerin genel ve özel seyri açısından üzerinde önemle durulması.
      6. Siyasal iktidarın ülkedeki gelişmeler ile eş zamanlı olarak bölgedeki emperyal güç dengelerinin arasında kendisine özgü alanlar açmaya yönelik önemli hamleler yürütmesi. Bu yüzden emperyal güçler ile ana yönelimler konusunda stratejik bir ortaklık sürmesine rağmen çeşitli düzeylerde farklılıklar, gerilim ve çatışmalar söz konusu olabilmesi.
        Siyasal iktidarın bölgede izlediği siyaset yüzünden Türkiye uzun zamandan beri Ortadoğu’da yaşanmakta olan bütün gerilim ve çatışmaların doğrudan tarafı ve uzantısı haline dönüşmesi. Artık Türkiye’nin Ortadoğu için bir model ülke olması yerine, Ortadoğu’nun Türkiye’ye model haline gelmesi riskinin her geçen gün güçlenmesi.
      7. Türkiye’nin ulusal ve uluslararası siyasetinin, artık sadece “misak-ı milli sınırları” içerisinde yaşanan gelişmeler ile sınırlı bir biçimde şekillenmesinin yerini (Kürt hareketinin bölgedeki en dinamik güçlerden birisi haline gelmesiyle de) daha geniş ölçekli karşılıklı bir etkileşim alanının oluşmasına bırakmasının olası sonuçları.
        Bütün bu gelişmelerin Kürt meselesi ve Kürt hareketi ile ilişkilerin biçimine dair bir önceki döneme ait siyasetleri aşındırması dolayısı ile yeni siyasetlerin geliştirilmesine ihtiyaç olduğunun açığa çıkması.
      8. Solun ve toplumsal muhalefet güçlerinin etkisizliğinin çok yönlü nedenlerinin ve çözüm olanaklarının ele alınması, Türkiye sol hareketinin tarihsel birikiminin fraksiyonel bir bakışa saplanılmadan eleştirel olarak sahiplenilmesi…

Kuşkusuz bütün bu sayılan ve burada sayılamayan bir dizi başka başlık ve sorunun kısa sürede ve bir çırpıda çözülebileceğini düşünmek mümkün değil. Bir dizi beklenmedik soru ve sorun önümüze çıktıkça siyaset meclislerinin gündemi olacaktır.

Siyaset meclisleri bu açıdan bir yanıyla, güncel siyasetin ihtiyaçlarına yanıt vermeye çalışırken diğer yandan siyasetin ihtiyaçlarına bağlı biçimde ideolojik teorik sorunların çözümü için sorumluluk alan, diğer yanıyla da tam boy toplumsal mücadele alanlarında aktif bir mücadelenin geliştirilmesi için katkı vermeye çalışan bir işlev görecektir.

Buradan hareketle, siyaset meclisleri bir yanıyla bugün yaşanmakta olan gelişmeleri çok yönlü olarak, sınıf mücadeleleri ekseninde kavramayı , “gidenin ve gelmekte olanın” sınıfların mevzilenmesi ve mücadelesinde hangi düzey ve biçimlerde cereyan ettiğini, var olan sınıfların durumunu, karşılıklı konumlarını ele almayı, üzerinde ciddiyetle çalışmayı ve diğer yanıyla ülkede yaşanmakta olan siyasal toplumsal gelişmelere bütünlüklü yanıtlar üretmeye çalışmayı merkezine alacak, kendisini lafının şehvetine kaptırmayarak sözünü sokakta ve halkın içerisinde hayata geçirmeye çalışacak uzun soluklu, meseleleri bütün karmaşıklığı ile ele almaya çalışan hayatın önüne çıkarttığı sorunları çözebilme iradesi gösterdikçe gelişecek bir zemin olacaktır.

***

Şimdi herkesi bölgede ve Türkiye’de çok önemli gelişmeler yaşanırken, ülkenin üzerine çöken karanlığı dağıtabilmek için, mücadeleler içerisinde kendisini de yenilemekten korkmayanlarla birlikte siyaset yapabilmek için siyaset meclislerinde yanyana gelmeye çağırıyoruz.

Tarih: 12 Eylül 2015 Cumartesi
Saat: 17:00
Yer: Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi

irtibat: siyasetmeclisi@gmail.com
facebook: siyasetmeclisi
twitter: @siyasetmeclisi

Metni indirmek için tıklayınız.
Metni imzalamak için tıklayınız.