Baskı, Savaş ve Barbarlığa Karşı Demokrasi, Barış ve İnsanlık Mücadelesi

By | 15 Eylül 2015
  1. Türkiye, 1 Kasım 2015 seçimine günlerdir devam eden kanlı bir savaş girdabının içerisinde hazırlanıyor. Ülkenin bir bölümünde çatışma, yakılıp yıkılan kentler, ölen asker, polis, gerilla, sivil yurttaş ve çocuk ölüm haberleri gelirken, diğer bölümünde ise bu savaşı bahane ederek Kürtlere, Kürtlere ait işyerlerine ve HDP binalarına yönelik (geçmiş yılları aratmayan, bugün de IŞİD çetelerinden ilham almışçasına) barbarca bir saldırı ve linç kampanyası yürütülüyor.
  2. Bu ağır tablonun esas sorumlusu, açık ki, 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarını demokratik bir siyasi sorumluluk ile kabul edemeyen Erdoğan ve AKP’dir. Erdoğan ve AKP, 7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidar olamamasının faturasını Kürt halkına, demokratik güçlere ve HDP’ye kesmeye çalışıyor.
    1 Kasım seçimlerinde, tertiplediği bu kanlı oyun ile hem Gezi ve Kobane’nin hem de 7 Haziran’ın rövanşını almak istiyor. Saray ve AKP Türkiye’nin sırtına kanlı bir gömlek giydirmeye çalışıyor.
  3. Bu kanlı sürecin sonuçları her geçen gün ağırlaşmakta, Türkiye büyük bir felakete sürüklenmektedir. Daha şimdiden yüzlerce insanın ölümüne, yaralanmasına yol açan bu kanlı sürecin en önemli ve tehlikeli sonucu halklar arasında tesis edilmeye çalışılan toplumsal barışın bir kez daha ciddi biçimde yara alması olacaktır.
    Halklar arasındaki düşmanlık tohumlarının bu kanlı süreç ile sulanmasının sonuçlarının, kapalı kapılar arkasında yürütülecek olası siyasal askeri müzakereler ile giderilemeyeceği açıktır. Esas tehlike, Türkiye’nin Ortadoğu’ya model olması beklenirken, Ortadoğu’nun Türkiye’ye model haline gelmesidir.
  4. Öte yandan bu kanlı süreç Türkiye’nin demokratik siyasal yaşamını da derinden etkilemektedir. Bir yandan Saray ve AKP her türden demokratik hak ve özgürlüğü kendisinin yol açtığı bir çatışma ortamını gerekçe göstererek kısıtlar, baskıcı faşist bir ortam oluşturup demokratik güçler ve Kürt halkına saldırırken, öte yandan siyasal faaliyetleri Anayasal güvence altında olan bir siyasi partiyi (özel olarak) HDP’yi devlet ve sivil faşist güçler eliyle sokakta siyaset yapamaz hale getirmeye çalışmaktadır.

Bu ise açık ki, Anayasa Mahkemesi eliyle kapatılamayan HDP’nin “fiili olarak kapatılmaya çalışılması” anlamına gelmektedir. Belli ki amaç 1 Kasım seçimlerinde HDP’nin geriletilmesidir. Böylesi bir “fiili kapatma” girişiminin Türkiye’nin demokratikleşme çabasına büyük bir darbe vurduğu açıktır.

İşte böylesi karanlık bir tabloda Siyaset Meclisi,

  • Safını ülkede eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesi yürütenlerin yanında belirlediğini,
  • Türkiye’deki siyasal toplumsal gelişmelerin Ortadoğu’yu, Ortadoğu’daki siyasal askeri gelişmelerin de Türkiye’yi doğrudan etkilediği/etkileyeceği koşullardan geçildiğini, emperyal merkezlerin ülkede yaşanan gelişmelere bölgenin yeniden şekillendirilmesi ihtiyacına bağlı olarak ihtiyatla yaklaştığını,
  • Türkiye’nin dört bir yanında yaşanan bu kanlı sürecin esas sorumlusunun başkanlık hayalleri kuran Saray ve buna çanak tutan AKP olduğunun, mevcut seçim hükümeti ve özelde içişleri bakanı ve MHP’nin akan kanda sorumlulukları bulunduğunun,
  • CHP’nin ülkede yaşanan bu kanlı süreç karşısında etkin ve çözüm odaklı bir muhalefet geliştir(e)mediğini, aksine demokrasi ve barış mücadelesinde ikircikli bir tutum takınmasının bedelinin ağır olduğunu,
  • Emek hareketinin demokratikleşme ve barış meselesinde yeterince inisiyatif almadığını,
  • Sol sosyalist güçlerin (HDP dışında olan kesimlerinin) bu süreçte, daha önceki dönemlerden farklı olarak güçleri oranında daha aktif bir sorumluluk üstlenmeye çalıştıklarını, tespit ettikten sonra:
    1. Savaşın önce masumiyeti öldürdüğünün farkındalığıyla bu kanlı süreçte hayatını kaybeden bütün yurttaşlarımız için derin bir üzüntü içinde olduğumuzu, katledilen çocuklarımızın acısını yüreğimizin en derininde hissettiğimizi, inançları, görüşleri ne olursa olsun üniformaların altında da insanlar olduğunu asla unutmadan, her türlü insanlık dışı saldırı, katliam ve linçe karşı insanlık ideallerini kararlılıkla savunmaya devam edeceğimizi,
    2. Bölgede ve Türkiye’de yaşanan Saray ve AKP eliyle sürdürülen bu kanlı sürece karşı demokratik, siyasal, barışçıl çözüm arayış ve mücadelelerinin geliştirilmesi, güçlendirilmesi ve desteklenmesi için olanakları çerçevesinde çok yönlü ve etkin biçimlerde inisiyatif almaya, her türlü barış talebi ve girişimine etkin biçimlerde katkı vermeye çalışacağını,
    3. Sorunların çözüm olanaklarının ancak demokratik, siyasal ve barışçıl bir ortamda artacağı gerçeğinden hareketle, bugün yaşanmakta olan savaşın bir an önce sona erdirilmesi için savaşan tarafların öncelikle “ateşkes” yapması gerektiğini, ardından demokratik, siyasal ve toplumsal bir barış inşası için (kapalı kapılar ardında değil) açık, şeffaf bir sürecin ülkenin bütün demokratik güçlerinin katılımıyla işletilmeye başlanması gerekliliğini,
    4. Toplumsal barış mücadelesinin artık günümüz gerçekliğinde, toplumsal adaletin sağlanması, işçi ve kadın cinayetlerinin durdurulması, kent ve doğa yağmasının son bulması talebi ve mücadelesinden bağımsız yürütülemeyeceğini,
    5. Kendi elleriyle başlattıkları bu kanlı süreci bahane ederek ülkenin sınırlı demokratik yaşamını yasal ve fiili baskı ve terör politikaları ile tamamen ortadan kaldırma girişimlerine karşı mücadele edilmesi, fiili olarak kapatılmak istenen HDP ile dayanışma faaliyetlerinin çok yönlü olarak geliştirilmesini önemli gördüğünü, demokrasi, barış ve insanlık için mücadeleye güç vereceğini ilan eder.

irtibat: siyasetmeclisi@gmail.com
facebook: siyasetmeclisi
twitter: @siyasetmeclisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir