Author Archives: mecsiylis

Halkın Hâkimiyetini Sağlamak Tek Adam Rejimini Durdurmak için Selahattin Demirtaş’a ve HDP’ye +1 Oy Ver

Selahattin Demirtaş ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) İle Dayanışma Çağrısı:

Bir kez daha, Türkiye’nin geleceğini belirleyecek bir seçim süreci ile karşı karşıyayız.

24 Haziran’da Türkiye, ya tek adam, tek toplum manasına gelen “başkanlık rejimine” geçiş yolunu açacak ya da çoğulcu, demokratik, parlamentonun işlediği bir siyasal yaşam için olanakların hala tükenmediğini gösterecek.

Her geçen gün güç kaybeden, geniş kesimler üzerindeki hegemonyasını yitiren iktidar, sokakta her türlü baskı yöntemini devreye sokmasının yanı sıra, baskın bir erken seçim ile de sandıkta itibarını düzeltmeyi murat ediyor.

Her türlü devlet imkânının seferber edildiği, medyanın tek tipleştirildiği, muhalefetin susturulmaya çalışıldığı, seçilmiş parti başkanlarının siyasi rehin olarak tutulduğu, HDP’nin fiili olarak siyaset dışında bırakılmaya çalışıldığı koşullarda AKP/MHP’nin “milli ve yerli” koalisyonu ile krizden çıkış olanağı aranıyor.

Sol-sosyalist güçlerin önemli bir bölümü ise hala gerek seçimler gerekse de seçimlerde alınacak tavır konusunda tereddütlü tutumlarına devam ediyor. HDP ise, üzerindeki büyük baskıya ve fiili olarak siyaset dışına itilmeye çalışılmasına karşı demokrasi mücadelesi içerisindeki aktif pozisyonunu korumaktadır.

Bugün eş başkanlarının hapsedilmesi, demokratik siyaset kanalları dışına itilmeye çalışılması ve önümüzde Ağrı Dağı kadar gerçek duran adaletsiz yüzde 10 barajına takılmasının da yaratacağı olası olumsuz siyasal toplumsal sonuçlar birlikte değerlendirildiğinde diyoruz ki:

24 Haziran 2018 seçimlerinde,

BİR KEZ DAHA DEMİRTAŞ, BİR KEZ DAHA HDP!

24 Haziran 2018 seçimlerinde Demirtaş ve HDP ile “etkin bağımsız bir dayanışma çalışması” yürütmek gerektiğini düşünüyoruz. Seçimlere sayılı günler kala, açık ve net bir politik tutum almaya ve bunu hayata geçirmeye ihtiyacımız var. Bugüne dek mücadele yürütülen tüm alanlarda olduğu gibi, sandıkta da siyasal iktidarı geriletmek gerekiyor.

2018 seçimlerinde vereceğimiz oyu düşünürken:

• Türkiye ve Ortadoğu’nun geleceğinin de oylanacağını,

• Seçim sonucunda tek adam rejimine geçileceğini TBMM’nin etkisiz kalacağını ve tek adam başkanlığında kurulacak yeni hükümetin, Türkiye’nin yakın ve orta vadedeki geleceğinin biçimlendirilmesinde gerekli olan siyasal ve yasal düzenlemelerin tek kaynağı olacağını,

• Her durumda TBMM dağılımının Türkiye’nin demokratik, çoğulcu, parlamentonun işlediği bir siyasal yaşamının geleceği açısından çok kritik olacağını, demokratik çoğulcu yaşamı savunabilmek açısından çok önemli olacağını,

Öte yandan 2018 seçimleri ile Erdoğan’ın, kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter sistem yerine, baskı ve devlet terörü yasaları ile güçlendirilmiş bir “başkanlık sistemine” geçilecek olduğunu aklımızdan çıkartmamalıyız.

Bu nedenlerle, halkın hâkimiyetini sağlamak; tek adam ve tekçi toplum rejimine karşı mücadele etmek; Selahattin Demirtaş ve HDP’ye omuz vererek bu amaçla bağımsız bir seçim çalışması yürütmek isteyen herkesi, bir kez daha barajı yıkmak üzere ortak bir kampanya etrafında birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.

SİYASET MECLİSİ

Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik ve Barış için 1 Mayıs’ta, Seçimlerde, Alanlarda Hep Beraber Yürüyelim

Bugüne kadar seçimlerde ve alanlarda birçok defa ortak hareket eden bizler, bu kez ortak yürüyüşümüzü emeğin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’a taşıyacağız.

Siyaset Meclisi bileşenleri olarak, siyaseti birlikte düşünmenin yollarını aramak kadar birlikte yürümenin de önemli olduğunu biliyoruz. Bu vesileyle yola 1 Mayıs’la birlikte çıkıyoruz.

Artık var olan durumdan şikayet etmek yerine değiştirmek için harekete geçmek isteyen bizler, “siyasal toplumsal bir direniş ve değişim siyaseti” inşa arayışı için adım atmak, böylesi bir ihtiyacı dile getiren herkesle birlikte, birey hukukuna dayalı, çoğulcu, birlikte yenilenmek için yola çıkıyoruz.

Bugün iktidarın yangından mal kaçırır gibi alelacele verdiği baskın seçimde, özgürlük, eşitlik, kardeşlik ve barış yanlısı bütün güçler ile birlikte aktif, kararlı ve siyasal bir tutum alacağız.

Bizler;

Herkesin eşit ve özgürce yaşayabileceği bir demokrasiyi kazanmak için yürüyeceğiz.

Savaş siyasetine karşı, tüm dünya halklarının eşitliğini ve kardeşliğini savunmak için yürüyeceğiz.
Soma’da kardeşlerimizi göz göre göre maden ocaklarında ölüme mahkum eden sosyal cinayetlere son vermek için yürüyeceğiz.

Kâr hırsına doğayı talan edenlere, havamıza, suyumuza, ağacımıza, toprağımıza göz koyanlara karşı yürüyeceğiz.
Kadınların özgürlüğünü, yaşam hakkını gasp etmeyi meşrulaştıran yaptırımlarını berhava etmek için yürüyeceğiz.
Biliyoruz ki OHAL koşulları toplumu baskı altına alabilir ancak durduramaz. Halkın biriken öfkesi asla zapt edilemez!

1 Mayıs meydanlarından, seçim sandıklarına ve mücadele ettiğimiz tüm alanlarda birlikte yürüyeceğiz, gelin hep birlikte yürüyelim.

Siyaset Meclisi

Saray/Akp Can Almaya Devam Ediyor Yılmayacağız, Susmayacağız, Direneceğiz!

10 Ekim 2015 Cumartesi günü Ankara’da düzenlenecek Emek, Barış ve Demokrasi mitingi öncesi, miting alanına girmeye çalışan onbinlerce insana alçakca bir saldırı gerçekleştirildi.

Resmi açıklamalara göre şu ana kadar 97 vatandaşımız hayatını kaybetti, yüzlercesi yaralandı.

Türkiye’nin Ortadoğu için model olması bir yana, Ortadoğu, artık Türkiye için bir model haline geldi.

Bunun sorumlusu Saray/AKP’dir.

Saray/AKP’nin yeni Türkiyesi diktatörlük, savaş ve sömürü, anlamına gelirken, bölgede yürütmeye çalıştığı “yeni Osmanlıcı” hayaller ile bezeli maceracı siyasetler ise yıkım, göç, kan ve gözyaşı anlamına gelmektedir.

Saray/AKP’nin izlediği dış politika, özellikle de Suriye politikası ülkeyi telafisi mümkün olmayan büyük sorunlar ile karşı karşıya getirmiştir.

Dün Suruç’ta, bugün Ankara’da patlayan bombalar hiç kuşkusuz Saray/AKP’nin izlediği siyasetlerin bir sonucudur.

Şimdi hükümet yetkilileri, (sanki daha öncekileri bulunabilmiş gibi) bu alçakça saldırıyı gerçekleştirenlerin bulunacağını söyleyip duruyorlar.

Eğer hükümet yetkilileri gerçekten bir fail arıyorlarsa, onları öncelikle Saray’a ve sonra da aynaya bakmaya davet ederiz.

Biz biliyoruz ki, o bombaların pimini kim çekmiş olursa olsun, bütün bu katliamların asıl sorumlusu bölge ve Türkiye’de halklar ve dini inançlar arasında büyük bir kin ve nefret tohumu ekmeye çalışan Saray/AKP’dir.

Biz biliyoruz ki, Suruç’la başlayıp Ankara ile devam eden bu saldırıların zemini, 7 Haziran seçimleri öncesinde 400 milletvekili isteyen Saray/AKP tarafından yaratılmıştır.

Biz biliyoruz ki, bu saldırıların arkasında 2 Kasım seçimlerine sayılı günler kala bütün bir ülkeyi (ya tek başına iktidar ya da kaos diyerek) kan gölüne çevirmekten çekinmeyeceği anlaşılan Saray/AKP vardır.

Şimdi kimse boşuna timsah gözyaşı dökmesin.

Saray/AKP’nin işlediği suçlar her geçen gün artmaktadır.

Saray/AKP ne yaparsa yapsın bu suçların üzerine örtemez.

Bilinmelidir ki, Saray/AKP Suriye siyasetine devam ettiği sürece, ülkede savaş kışkırtıcılığı yaptığı, Kürt halkını ve onlarla dayanışma içerisinde olan sol, sosyalist, demokrat güçleri, Alevileri her fırsatta hedef gösterdiği, çete döküntülerini meydanlara sürdüğü sürece dökülen/dökülecek her kandan her düzeyde sorumlu olacaktır.

Bu açıdan Siyaset Meclisi olarak,
Saray/AKP’yi bir kez daha uyarıyor ve öncelikle diyoruz ki:

  • Ortadoğu’dan elini çek, kanlı örgütleri desteklemeyi bırak.
  • Başta Kürt halkı olmak üzere bütün halklara yönelik her türlü saldırıyı durdur. Acil olarak muhataplarıyla barış görüşmelerine tekrar başla.

Ve bir kez daha ilan ediyoruz ki:

Diktatörlüğe, Savaşa ve Sömürüye karşı

Demokrasi, Barış ve Sosyal Adalet için mücadele etmeye devam edeceğiz!

Yılmayacağız, Susmayacağız, Direneceğiz!

Siyaset Meclisi
12 Ekim 2015

Siyaset Meclisi I. Olağan Toplantı Sonuç Metni

Diktatörlüğe, Savaşa ve Sömürü’ye Karşı
Demokrasi, Barış ve Sosyal Adalet İçin Mücadeleye

  1. Türkiye uzun zamandan beri Türkiye’deki “siyasal toplumsal” gelişmelerin Ortadoğu’yu, Ortadoğu’daki “siyasal askeri” gelişmelerin ise Türkiye’yi doğrudan etkilediği/etkileyeceği koşullar altında büyük bir karanlığa doğru ilerliyor.Saray/AKP’nin yeni Türkiyesi diktatörlük, savaş ve sömürü, “yeni Osmanlıcılığı” ise bölge halkları için yıkım, göç, kan ve gözyaşı anlamına gelmektedir.Saray/AKP’nin izlediği dış politika, özellikle de Suriye politikası ülkeyi telafisi mümkün olmayan büyük sorunlar ile karşı karşıya getirmiştir.

    Saray/AKP’nin daha büyük sorunlara yol açmadan dış politikasında köklü değişikliklere gitmesinin sağlanması büyük önem kazanmaktadır.

  2. Bugün Rusya’nın, Suriye’de Esad rejimini korumak amacıyla askeri bir hamle yapması bölgedeki dengeler açısından “yeni bir döneme” işaret etmektedir. Rusya’nın bu hamlesinin olası sonuçlarının tümünü kestirmek bugünden mümkün olmasa bile, önümüzdeki süreçte bölgedeki taşların yeniden karılacağını söylemek mümkündür.Başta Suriye, Türkiye, Irak ve İran olmak üzere, bölge ülkeleri ve savaşan taraflar açısından, öte yandan ise ABD açısından Rusya’nın bölgedeki fiili varlığının olası sonuçları üzerinde önemle durulması gereklidir.
  3. Türkiye hızla 1 Kasım seçimlerine doğru yol alırken, Kürt illerinde savaş tırmanıyor. Bu süreçte, sivil yurttaşlara yönelik devlet baskı ve saldırısında yoğunluk artışı yaşanmaktadır. Özellikle son günlerde, devlet güçlerinin sivil yurttaşlara karşı uyguladığı şiddette ve insanlık dışı uygulamalarda artış gözlenmektedir.Toplumsal barışı ciddi olarak yaralayan bu tutumlara karşı güçlü bir tutum alınması, toplumsal düzeyde devlet eliyle geliştirilmeye çalışılan ırkçı ve şoven saldırganlığa karşı mücadele edilmesi gereklidir.
  4. Saray/AKP 7 Haziran yenilgisinin sorumlusu olarak belli ki HDP’yi görmektedir. Bu açıdan Saray/AKP 1 Kasım seçimlerinde Haziran’ın rövanşını almaya çalışmaktadır. Her türlü seçeneği devreye sokarak HDP’yi baraj altı bırakmaya, HDP’yi siyaset yapamaz hale getirmeye çalışmaktadır. Bu tutumlar açık ki, HDP’yi fiili olarak kapatmaya çalışmak anlamına gelmektedir. Bu açıdan HDP ile çok yönlü bir dayanışmanın sürdürülmesi, 1 Kasım seçimlerinde oy verilmesi gereklidir.
  5. Saray/AKP ülkede adeta muhalefet istememektedir. Bütün bir toplumu düşmanlaştırarak kendisini var etmeye çalışan bu iktidar, var olan bütün muhalefet dinamiklerine karşı gözünü karartmış biçimde saldırmaktadır. Sahip olduğu devlet olanaklarını ya da fiili saldırı mekanizmalarını devreye sokarak, başta basın kuruluşları olmak üzere, yazarlara ve gazetecilere karşı ne kadar tahammülsüz olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bu süreçte, başta muhalif haber ajansları, DİHA, ETHA gibi özellikle Kürt illerinden bağımsız haber geçmeye çalışan basına yönelik devletin sindirme siyaseti kabul edilemez. Batı’da da Saray/AKP tahammülsüzlük sınırlarını belirli medya kuruluşları ve sahiplerine kadar yöneltirken somut olarak Hürriyet yazarı Ahmet Hakan’ın yandaş basın ve yazarları tarafından hedef gösterilmesinden sonra saldırıya uğraması ülkedeki demokrasinin niteliğini göstermesi açısından somut bir veridir.

Gelişmeler kaygı uyandırıcıdır.

  1. Ülkenin doludizgin gittiği karanlıktan kurtulabilmesi ancak Saray/AKP’nin geriletilmesi, durdurulması ile mümkündür.
  2. Bu yüzden Saray/AKP’nin geriletilmesi/durdurulması, 13 yıl süren iktidara son verebilme mücadelesi için direniş ve değişim arayışlarını güçlendirmek, geliştirmek, var olan güçler ile yan yana gelmek büyük önemdedir.
  3. Saray/AKP’nin ülkede ve bölgede diktatörlük, savaş ve sömürü politikalarının karşısına, her yerde (sokakta ve sandıkta) demokrasi, barış ve sosyal adalet talepleri ile çıkılması gerekli ve önemlidir.
  4. HDP’nin fiili olarak kapatılma girişimlerinin karşısında olunmalı, HDP ile çok yönlü dayanışılmalıdır.
  5. 10 Ekim 2015 tarihinde DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrıcısı olduğu Emek, Barış, Demokrasi Mitingi’ne, yürütülen toplumsal çalışmalar üzerinden katılınmalıdır.

Siyaset Meclisi
04 Ekim 2015

Meclis I. Olağan Toplantısı Yapıldı

Siyaset Meclisi I. Olağan Toplantısı, 04 Ekim 2015 Pazar İstanbul’da yapıldı.

Toplantı:

  • Koordinasyon Kurulu Bilgilendirme
  • Siyasi gündem, seçim ve toplumsal mücadele çalışmaları ve 2 Kasım sonrası olası gelişmeler
  • Siyaset Meclisi ve Koordinasyon Kurulu işleyiş ve çalışma yöntemi

gündemi ile gerçekleştirildi.

Toplantı sonunda:

  • Siyaset Meclisi’nin yaşanan siyasal toplumsal gelişmelere ilişkin bir sonuç bildirgesi hazırlamasına,
  • Hazırlanacak bu sonuç bildirgesinin esas olarak daha önce yapılmış olan açıklamalar çerçevesinde ele alınması, bu çerçeveye ek olarak, Rusya’nın Suriye’de aktif bir askeri pozisyon almasının yeni ve önemli bir siyaset girdisi olarak değerlendirilmesi, bunun bölgede ve Türkiye’de çok önemli sonuçları olacağının belirtilmesi gerektiğine,
  • Öte yandan özellikle son zamanlarda Kürt illerinde süren savaş halinin devletin sivillere yönelik katliam boyutlarına tırmandırması ile insanlık dışı görüntülerin artmasının yarattığı toplumsal tahribata bir kez daha vurgu yapılmasına,
  • HDP yöneticilerine karşı hukuk dışı uygulamaların çoğalmasının ve son olarak başta Hürriyet yazarı Ahmet Hakan’a yönelik saldırı olmak üzere, DİHA, ETHA gibi bağımsız basın ajanslarına ve bölgede çalışma yürüten gazetecilere yönelik artan devlet şiddet, baskı ve hedef göstermelerin bir yanıyla demokratik hak ve özgürlüklerin giderek kısıtlandığının, diğer yanıyla ise Saray/AKP’nin 1 Kasım seçimlerini ne pahasına olursa olsun kazanmak için muhalif bütün sesleri bastırmaya çalıştığının belirtilmesine,
  • Bu çerçevede Diktatörlüğe, Savaşa ve Sömürü’ye Karşı, Demokrasi, Barış ve Sosyal Adalet Mücadelesi’nin hem sokakta hem de sandıkta yükseltilmesi gerekliliğinin bir kez daha vurgulanmasına,
  • Koordinasyon Kurulu tarafından Meclis’e sunulan “işleyiş ve çalışma yöntemi”ne ilişkin çerçevenin bazı maddelerinin değiştirilerek, bazı maddelerin ise görüşülmesinin ertelenmesi kaydı ile kabul edilmesine,
  • Buradan hareketle Siyaset Meclisi’nin “çalışma grupları” oluşturarak faaliyetlerini derinleştirmeye çalışmasına, bu konuda gelecek öneri ve çalışma isteklerinin gözetilmesine, çalışma gruplarının zaman içerisinde oluşturulacağı gerçeğinden hareketle metinde sayılan konular dışında da çalışmaların örgütlenmesi için inisiyatif ve sorumluluk almak isteyen arkadaşların teşvik edilmesine,
  • Öncelikli olarak Koordinasyon Kurulu ile eşgüdümlü çalışacak bir basın yayın ve iletişim çalışma grubunun kurulmasına,
  • İki Siyaset Meclisi toplantısı arasında yaşanacak gelişmelere Koordinasyon Kurulu’nun Meclis ile istişare yaparak uygun bir tavır geliştirebilmesi için yetkilendirilmesine…
  • 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara’da yapılacak DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin gerçekleştireceği Emek, Barış, Demokrasi Mitingi’ne toplumsal mücadele alanları üzerinden katılınmasına,
  • Siyaset Meclisi II. Olağan Toplantısı’nın Kasım ayının ilk pazarının seçim günü olması münasebetiyle, 8 Kasım 2015 Pazar günü seçim sonuçları gündemi ile toplanmasına karar verildi.

Sandıklarla Oynama! HDP’den Elini Çek! Seçmen İradesini Engelleme!


Sandıklarla Oynama!
HDP’den Elini Çek!
Seçmen İradesini Engelleme!

Saray/AKP 7 Haziran seçim sonuçlarını hala hazmedebilmiş değil.

Saray/AKP sandıkta uğradığı yenilginin acısını halka saldırarak çıkartmaya uğraşıyor. 7 Haziran seçimlerinin rövanşını, halkı baskı altına alarak, sandık taşıyarak/birleştirerek, HDP’yi siyaset yapamaz hale getirerek, HDP’lileri gözaltına alarak 1 Kasım seçimlerinde almak istiyor.

Ancak Saray/AKP böyle yaparak kendi meşruiyetini her geçen gün kaybediyor. Her fırsatta seçimlerin, seçilmiş olanların önemine vurgu yapanlar, kendi yenilgileri söz konusu olduğunda her türlü hukuk dışı yöntemi devreye sokmaya çalışmaktan bir dakika geri durmuyor.

Bugüne kadar, iktidarının kaynağını, meşruiyetini seçimlere dayandıran Saray/AKP 6 milyon yurttaşın oy verdiği bir partiyi HDP’yi “fiili olarak siyaset” dışına itmeye çalışıyor.

Yetmiyor HDP’lileri gözaltına alıyor, HDP’ye oy veren seçmenin oy kullanma hakkını sandıklar ile oynayarak elinden almaya çalışıyor.

Saray/AKP’nin Anayasa ve yasaları hiç sayan bu tutumunun demokratik yaşamın temel evrensel normlarına aykırı olduğu açık.

Öncelikle bildiririz ki;
SARAY/AKP’NİN BU HUKUKDIŞI TEHLİKELİ OYUNUNU GÖRÜYORUZ!

Oynadıkları bu tehlikeli oyun, öncelikle seçmen iradesinin baskı altına alınmaya çalışılması ve HDP’nin “fiili olarak kapatılmaya çalışılması” anlamına geliyor.

Seçmenin HDP’ye baskı ile oy attığı iddiası ile başlayıp bugün güvenlik gerekçesi ile sandık taşıma ve birleştirme kararlarına kadar giden bu süreç, HDP’li yöneticilerin gözaltına alınması ile devam ediyor. Bunlar milyonlarca insanın oy verdiği bir partinin baskı ve sindirme politikaları ile baraj altı bırakılmak istenmesinin hukuk dışı adımlarıdır.

Ancak bir kez daha hatırlatmak isteriz ki,

-Söz konusu sandık taşıma ve birleştirmeye ilişkin düzenleme ancak “Mahallede İl Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçilmesi Hakkındaki Kanunun” Ek 2. Maddesi’nde belirtilen “Dağınık mahalle ve köylerin birbirine yakın olması halinde birleştirilebilir”, bunun dışında Yüksek Seçim Kurulu’nun 2015/897 ve 2015/791 sayılı kararlarında açık şekilde belirtildiği üzere mer’i mevzuatta;

GÜVENLİK GEREKÇESİYLE SANDIK TAŞIMA VE BİRLEŞTİRME MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Yüksek Seçim Kurulu’nun, güvenlik gerekçesiyle sandık taşıma ve birleştirmeye yönelik böyle bir karar vermesi halinde beş ay önce yine bizzat kendisinin vermiş olduğu kararlarında belirttiği mevzuatta olmayan ve bu ülkede uygulanmayan bir kanuni düzenlemeyi uygulamış olacaktır. Eğer Yüksek Seçim Kurulu böylesi hukuk dışı bir karara imza atarsa büyük bir hukuki sorumluluk altına girecektir.
Ancak bundan ötesi eğer böylesi bir karar hayata geçirilecek olursa çok büyük bir “siyasal kriz” ortaya çıkacaktır.

-Öte yandan Anayasa ve yasalar uyarınca demokratik hayatın vazgeçilmez unsuru olan siyasi partilere karşı “fiili kapatma” manasına gelecek tutumlar kabul edilemez. HDP ve HDP’lilere yönelik hukukdışı tavır ve davranışlara son verilmelidir.


UYARIYORUZ!
SARAY/AKP’NİN BU TUTUMU DEVAM EDERSE
SEÇİM BUGÜNDEN TARTIŞMALI HALE GELECEKTİR.

 

Bu nedenle,

SİYASET MECLİSİ olarak söz konusu sandık taşıma ve birleştirme düzenlemelerinin TC Anayasası Madde 67’de belirtilen seçme ve seçilme hakkını ortadan kaldıracağını,

HDP’nin fiili olarak siyaset yapamaz hale getirilmesi, yönetici ve üyelerinin sudan sebepler ile gözaltına alınması, tutuklanması HDP’nin fiilen kapatılmaya çalışılması manasına geleceğini bir kez daha hatırlatırız.

Bu yüzden tüm seçmenleri iktidarını koruma peşinde olan ve bu yolda hukuku oyuncak haline getiren Saray/AKP’nin bu hukuk tanımaz uygulamalarına karşı hukuki yollara başvurmak da dahil olmak üzere, Kurul’un seçmen iradesinin aleyhine vereceği her türlü kararda toplumsal muhalefeti yükseltmeye ve yine seçim sırasında sandık güvenliğinin sağlanması için bir kez daha sandıklarda görev almaya,

HDP’nin fiili olarak siyaset dışına itilmeye çalışılmasına, fiili olarak kapatılmaya çalışılmasına karşı durmaya çağırıyoruz.

SİYASET MECLİSİ olarak bundan sonra yaşanacak her türlü hukuksuzluğun takipçisi olacağımızı, her türlü baskı ve sindirme politikasına karşı çıkacağımızı ilan ederiz.


SARAY/AKP ELİNİ SANDIKTAN VE HDP’DEN ÇEK!
SEÇMEN İRADESİNİ ENGELLEME!

 


Siyaset Meclisi (2 Ekim 2015)

1 Kasım 2015 Seçimlerinde HDP ile Çokyönlü Dayanışma


Diktatörlüğe, Savaşa ve Sömürü’ye Karşı
Demokrasi, Barış ve Sosyal Adalet İçin

1 Kasım 2015 Seçimlerinde HDP ile Çokyönlü Dayanışma

Türkiye, 7 Haziran seçimlerinden çok kısa bir süre sonra tekrar seçime gidiyor.
Saray/AKP, 1 Kasım 2015 Pazar günü gerçekleşecek olan bu erken seçim ile Haziran’da yaşadığı yenilginin rövanşını alma hesapları yapıyor.

Saray/AKP, Kasım seçimlerinde ne yapıp edip Erdoğan’a başkanlık yolunu açacak, AKP’yi oyunu arttırarak tek başına iktidara taşıyacak bir sonuç alabilmeyi umuyor. Böylece “yeni bir Türkiye” inşa etme sürecine güçlü biçimde devam edebilme olanaklarını korumak istiyor.

Oysa ki Saray/AKP’nin inşa etmeye çalıştığı yeni Türkiye, bütün bir ülke için açık hapishane, büyük bir kan gölü ve sömürü cehennemi anlamına gelmektedir.

Saray/AKP’nin yeni Türkiyesi diktatörlük, savaş ve sömürü demektir.

1 Kasım 2015 Pazar günü sandık başına bir kez daha aslında “nasıl bir Türkiye istiyoruz/istemiyoruz” sorusuna yanıt vermek üzere gideceğiz.

1 Kasım seçimlerinde bir kez daha Türkiye’nin geleceğini oylayacağız!

Türkiye 2 Kasım sabahına ya Saray/AKP’nin baskı, savaş ve sömürü politikalarına teslim olarak, ya da demokrasi, barış ve sosyal adalet mücadelesini geliştirme olanaklarını arttırarak uyanacak.

Bu yüzden Haziran seçimlerinde olduğu gibi 1 Kasım seçimlerine de yine Saray/AKP’nin geriletilmesi/durdurulması, 13 yıllık iktidarlarına son verebilmek, yürütülen direniş ve değişim mücadelesini güçlendirmek, geliştirmek için gideceğiz.

Bu seçimlerde de Saray/AKP’nin geriletilmesi, durdurulması temel hedef olmalıdır.

Bu yüzden Saray/AKP’nin diktatörlük, savaş ve sömürü politikalarının karşısına, her yerde (sokakta) demokrasi, barış ve sosyal adalet taleplerimiz ile çıkarken, 1 Kasım seçimlerini Saray/AKP’nin geriletilmesi/durdurulması mücadelesinin bir parçası olarak görerek hareket edeceğiz, HDP ile çokyönlü dayanışma içerisinde olacağız.

Bu açıdan Siyaset Meclisi:

  • 1 Kasım seçimlerinde safını Saray/AKP’nin demokrasi, barış ve sosyal adalet temelinde geriletilmesi mücadelesi yürüteceklerin yanında belirlediğini, Saray/AKP’nin diktatörlük, savaş ve sömürü siyasetlerine karşı demokrasi, barış ve sosyal adalet taleplerinin yüksek sesle mümkün olan en geniş kesimler ile birlikte dillendirilmesini,
  • Saray/AKP’nin Haziran seçimlerinde aldığı oy oranının geriletilmesi ve tek başına iktidar olabileceği milletvekili sayısının altında kalmasının 1 Kasım seçimleri açısından önemli olduğunu,
  • Böylesi bir sonucun gerçekleşebilmesi açısından gerek toplamda gerekse de tek tek seçim bölgeleri ve iller düzeyinde somut tutumlar geliştirilmesinin gerekli olduğunu,
  • 1 Kasım seçimlerinde HDP’nin barajı geçmesinin Saray/AKP’nin sandıkta geriletilmesi/durdurulması açısından yine önemli olduğunu, bu yüzden 1 Kasım seçimlerinde HDP ile çok yönlü bir dayanışma geliştirilmesini, seçimlere kadar var olan sınırlı sürede HDP ile yürütülebilecek dayanışma faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinin, seçimlerde sandıkların korunması ve HDP’ye oy verilmesinin gerekli olduğunu,
  • Saray/AKP’nin geriletilmesi/durdurulabilmesi, iktidarına son verilebilmesi için mücadelenin büyütülmesini sandıkla sınırlı görülemeyeceğini, aynı amaca yönelik yürütülen/yürütülecek bütün benzer dayanışma çağrı ve önerilerinin desteklenmesini, bu çalışmalar ile buluşma olanaklarının geliştirilmesini, bu olanakların 2 Kasım sonrasına da aktarılabilmesine önem verdiğini bir kez daha ilan eder.

    Siyaset Meclisi (29 Eylül 2015)

HDP İle Dayanışma İçin Haydi Sandık Kurul Üyeliklerine!

Siyaset Meclisi, 12 Eylül 2015 tarihinde gerçekleştirdiği ilk toplantısının ardından yaptığı açıklamada “…Kendi elleriyle başlattıkları bu kanlı süreci bahane ederek ülkenin sınırlı demokratik yaşamını yasal ve fiili baskı ve terör politikaları ile tamamen ortadan kaldırma girişimlerine karşı mücadele edilmesi, fiili olarak kapatılmak istenen HDP ile dayanışma faaliyetlerinin çok yönlü olarak geliştirilmesini önemli gördüğünü, demokrasi, barış ve insanlık için mücadeleye güç vereceğini ilan eder.”

Buradan hareketle, Siyaset Meclisi, HDP ile çok yönlü dayanışma için öncelikli olarak bütün duyarlı yurttaşları bulundukları seçim bölgelerinde HDP’den resmi Sandık Kurulu görevlisi olmaya davet etmektedir.

Sandıklarda yapılabilecek olası hilelerin önüne geçmek, fiili olarak siyaset yapamaz hale getirilmek istenen bir parti ile dayanışmak için, ilk kez bu seçimlerde Sandık Kurulları’na üye verebilecek HDP’den Sandık Kurul görevlisi olalım!

Her Sandık Kurulu görevlisine 70 TL bir ödenek verileceği gibi, görev almak için parti üyesi olmak da gerekmemektedir.

Başvuru için son gün 27 Eylül 2015 mesai saati bitimidir.

Bu görevi alarak HDP ile dayanışmak isteyen 18 yaşını doldurmuş yurttaşlar, smsandikkurulu@gmail.com adresi yoluyla bize ulaşabilecekleri gibi, barajlariasdagel.org adresinden doğrudan HDP’yle de iletişime geçebilirler.

Unutmayın, son gün 27 Eylül 2015!

 


Şimdi sandıklarda görev almaya,
Şimdi HDP ile dayanışmaya!

Siyaset Meclisi

Siyaset Meclisi 1. Toplantı Sonuçları

12 Eylül 2015 Cumartesi tarihinde İstanbul/Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde biraraya gelen bir grup yurttaş, yürüttükleri tartışmaların ilk oturumunda,

      • Siyasal Toplumsal bir Direniş ve Değişim Arayışı için bir Siyaset Meclisi kurulmasına,
      • Siyaset Meclisi’nin her ayın ilk pazar günü düzenli olarak toplanmasına,
      • İki Siyaset Meclisi oturumu arasında çalışmaları koordine etmek üzere bir Koordinasyon Kurulu oluşturulmasına,
      • Çalışmaların derinleştirilmesi ve geliştirilmesi için Çalışma Gruplarının teşkil edilmesine
      • Ve bir sonuç bildirisinin yayınlanmasına karar verdi.

Tartışmaların ikinci oturumunda ise, ülkenin içine sürüklendiği kanlı sürece karşı nasıl bir barış siyaseti geliştirilebileceği üzerinde duruldu. Ve Koordinasyon Kurulu bu konudaki gerekli çalışmaları yürütmek üzere görevlendirildi.

Koordinasyon Kurulu ilk oturumunu 15 Eylül 2015 Salı günü gerçekleştirerek, “Sonuç Bildirisi” ve “Baskı, Savaş ve Barbarlığa Karşı Demokrasi, Barış ve İnsanlık Mücadelesi” başlıklı açıklamayı kamuoyu ile paylaşmaya karar verdi.

 

Baskı, Savaş ve Barbarlığa Karşı Demokrasi, Barış ve İnsanlık Mücadelesi

  1. Türkiye, 1 Kasım 2015 seçimine günlerdir devam eden kanlı bir savaş girdabının içerisinde hazırlanıyor. Ülkenin bir bölümünde çatışma, yakılıp yıkılan kentler, ölen asker, polis, gerilla, sivil yurttaş ve çocuk ölüm haberleri gelirken, diğer bölümünde ise bu savaşı bahane ederek Kürtlere, Kürtlere ait işyerlerine ve HDP binalarına yönelik (geçmiş yılları aratmayan, bugün de IŞİD çetelerinden ilham almışçasına) barbarca bir saldırı ve linç kampanyası yürütülüyor.
  2. Bu ağır tablonun esas sorumlusu, açık ki, 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarını demokratik bir siyasi sorumluluk ile kabul edemeyen Erdoğan ve AKP’dir. Erdoğan ve AKP, 7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidar olamamasının faturasını Kürt halkına, demokratik güçlere ve HDP’ye kesmeye çalışıyor.
    1 Kasım seçimlerinde, tertiplediği bu kanlı oyun ile hem Gezi ve Kobane’nin hem de 7 Haziran’ın rövanşını almak istiyor. Saray ve AKP Türkiye’nin sırtına kanlı bir gömlek giydirmeye çalışıyor.
  3. Bu kanlı sürecin sonuçları her geçen gün ağırlaşmakta, Türkiye büyük bir felakete sürüklenmektedir. Daha şimdiden yüzlerce insanın ölümüne, yaralanmasına yol açan bu kanlı sürecin en önemli ve tehlikeli sonucu halklar arasında tesis edilmeye çalışılan toplumsal barışın bir kez daha ciddi biçimde yara alması olacaktır.
    Halklar arasındaki düşmanlık tohumlarının bu kanlı süreç ile sulanmasının sonuçlarının, kapalı kapılar arkasında yürütülecek olası siyasal askeri müzakereler ile giderilemeyeceği açıktır. Esas tehlike, Türkiye’nin Ortadoğu’ya model olması beklenirken, Ortadoğu’nun Türkiye’ye model haline gelmesidir.
  4. Öte yandan bu kanlı süreç Türkiye’nin demokratik siyasal yaşamını da derinden etkilemektedir. Bir yandan Saray ve AKP her türden demokratik hak ve özgürlüğü kendisinin yol açtığı bir çatışma ortamını gerekçe göstererek kısıtlar, baskıcı faşist bir ortam oluşturup demokratik güçler ve Kürt halkına saldırırken, öte yandan siyasal faaliyetleri Anayasal güvence altında olan bir siyasi partiyi (özel olarak) HDP’yi devlet ve sivil faşist güçler eliyle sokakta siyaset yapamaz hale getirmeye çalışmaktadır.

Bu ise açık ki, Anayasa Mahkemesi eliyle kapatılamayan HDP’nin “fiili olarak kapatılmaya çalışılması” anlamına gelmektedir. Belli ki amaç 1 Kasım seçimlerinde HDP’nin geriletilmesidir. Böylesi bir “fiili kapatma” girişiminin Türkiye’nin demokratikleşme çabasına büyük bir darbe vurduğu açıktır.

İşte böylesi karanlık bir tabloda Siyaset Meclisi,

  • Safını ülkede eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesi yürütenlerin yanında belirlediğini,
  • Türkiye’deki siyasal toplumsal gelişmelerin Ortadoğu’yu, Ortadoğu’daki siyasal askeri gelişmelerin de Türkiye’yi doğrudan etkilediği/etkileyeceği koşullardan geçildiğini, emperyal merkezlerin ülkede yaşanan gelişmelere bölgenin yeniden şekillendirilmesi ihtiyacına bağlı olarak ihtiyatla yaklaştığını,
  • Türkiye’nin dört bir yanında yaşanan bu kanlı sürecin esas sorumlusunun başkanlık hayalleri kuran Saray ve buna çanak tutan AKP olduğunun, mevcut seçim hükümeti ve özelde içişleri bakanı ve MHP’nin akan kanda sorumlulukları bulunduğunun,
  • CHP’nin ülkede yaşanan bu kanlı süreç karşısında etkin ve çözüm odaklı bir muhalefet geliştir(e)mediğini, aksine demokrasi ve barış mücadelesinde ikircikli bir tutum takınmasının bedelinin ağır olduğunu,
  • Emek hareketinin demokratikleşme ve barış meselesinde yeterince inisiyatif almadığını,
  • Sol sosyalist güçlerin (HDP dışında olan kesimlerinin) bu süreçte, daha önceki dönemlerden farklı olarak güçleri oranında daha aktif bir sorumluluk üstlenmeye çalıştıklarını, tespit ettikten sonra:
    1. Savaşın önce masumiyeti öldürdüğünün farkındalığıyla bu kanlı süreçte hayatını kaybeden bütün yurttaşlarımız için derin bir üzüntü içinde olduğumuzu, katledilen çocuklarımızın acısını yüreğimizin en derininde hissettiğimizi, inançları, görüşleri ne olursa olsun üniformaların altında da insanlar olduğunu asla unutmadan, her türlü insanlık dışı saldırı, katliam ve linçe karşı insanlık ideallerini kararlılıkla savunmaya devam edeceğimizi,
    2. Bölgede ve Türkiye’de yaşanan Saray ve AKP eliyle sürdürülen bu kanlı sürece karşı demokratik, siyasal, barışçıl çözüm arayış ve mücadelelerinin geliştirilmesi, güçlendirilmesi ve desteklenmesi için olanakları çerçevesinde çok yönlü ve etkin biçimlerde inisiyatif almaya, her türlü barış talebi ve girişimine etkin biçimlerde katkı vermeye çalışacağını,
    3. Sorunların çözüm olanaklarının ancak demokratik, siyasal ve barışçıl bir ortamda artacağı gerçeğinden hareketle, bugün yaşanmakta olan savaşın bir an önce sona erdirilmesi için savaşan tarafların öncelikle “ateşkes” yapması gerektiğini, ardından demokratik, siyasal ve toplumsal bir barış inşası için (kapalı kapılar ardında değil) açık, şeffaf bir sürecin ülkenin bütün demokratik güçlerinin katılımıyla işletilmeye başlanması gerekliliğini,
    4. Toplumsal barış mücadelesinin artık günümüz gerçekliğinde, toplumsal adaletin sağlanması, işçi ve kadın cinayetlerinin durdurulması, kent ve doğa yağmasının son bulması talebi ve mücadelesinden bağımsız yürütülemeyeceğini,
    5. Kendi elleriyle başlattıkları bu kanlı süreci bahane ederek ülkenin sınırlı demokratik yaşamını yasal ve fiili baskı ve terör politikaları ile tamamen ortadan kaldırma girişimlerine karşı mücadele edilmesi, fiili olarak kapatılmak istenen HDP ile dayanışma faaliyetlerinin çok yönlü olarak geliştirilmesini önemli gördüğünü, demokrasi, barış ve insanlık için mücadeleye güç vereceğini ilan eder.

irtibat: siyasetmeclisi@gmail.com
facebook: siyasetmeclisi
twitter: @siyasetmeclisi